Hosgeldiniz Images @ Bopmyspace.com Yeni Sayfa 1 MUTLUYDUK Kİ SADE NEFES ALDIK...... - Blogcu




MUTLUYDUK Kİ SADE NEFES ALDIK......

14/1/2009 - ERKEKLERİN KADNLARDAN RİCASIDIR.

ERKEKLERİN KADINLARDAN RİCASIDIR


* Pembe dizilerdeki sahte aşk nağmelerini bizden duymaya çabalamayın çünkü
onlar gerçekten rol yapıyor ve kabak bizim başımıza patlıyor.


* Bir SMS gönderdiğiniz zaman ilk 10 saniyede cevap gelmeyince ikinci SMS
'te 'Orda mısın? ? ? ' diye sormayın. Kesinlikle oradayızdır..!


* Mağazada gelinliklere bakıp 'Aaaa ne güzeeel' dediğinizde onun bizim için
bir anlamı yoktur. Bizi duygusuzlukla suçlamayın. Gelinlik sadece kızların
hayalidir erkeklerin değil! ! !


* Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın ki yakışmamıştır
ve bu bizim suçumuz değildir.


* Çoğu erkek ısrardan ve bir şeyi ikinci kez duymaktan nefret eder; mutlaka
ilk söylediğinizi anlamışızdır ama işimize gelmiyordur, lütfen bize geri
zekalı muamelesi yapmayın.


* Alışveriş yapmak hiç zevkli değildir ve asla zevkli olmayacaktır.


* 'Beni seviyor musun? ' diye sormayın. Emin olun ki sevmiyor olsak
yanınızda bir saniye bile durmayız.


* Bizden sizinle aynı üzüntüyü yaşamamızı ve size tuvalete kadar eşlik
etmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın görevidir.


* Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok
yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.


* Biz erkekler gerçekten basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi
istiyorsak, aslında sadece acıkmışızdır ve sadece ekmeği getirmenizi
istiyoruzdur. Bundan 'ekmek niçin masada değil' diye bir iğneleme
yaptığımız sonucunu çıkarmayın zira tüm erkekler edebiyatçı değildir.


* Eğer farkında olmadan 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey
söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle diğer anlam
ında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın.


* Biz farklı anlamlar taşıyan dolaylı, mecazlı soruları anlamayız. Ne
istiyorsanız doğrudan söyleyin ve bizi yormayın.


* Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız ki büyük ihtimalle
şişmanlamışsınızdır. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.


* En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: 'En kolayını seç'.
Bizden komplike şeyler beklemeyin.


* Erkekler genelde sadece ana renkleri görürler.


Sarımsı Yeşil, Açık Yeşil Likör yeşili, Çimen Yeşili, Kireç Yeşili, Yay
Yeşili, Orta Deniz Yeşili


Yukarıda saydıklarınız vallahi hepsi yeşil işte..! Lütfen bizi
zorlamayın..?


* Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. O yüzden 30 çift
ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını bilmiyoruzdur lütfen
sormayınız ayrıca uyum diye bir şey yoktur ve sırf uyum için giyeceğiniz
şeyleri 1 hafta önceden tasarlamanız tamamen sizin takıntınızdır. Mavi
kotun üstüne her renk ve desen blüz giyilebilir.


* Kırmızı tokanız var ve sırf bu tokaya uyum sağlaması için lütfen kırmızı
takım elbise almaya bize mağazaları dolaştırmayınız..!


* Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol yemek ve mutfak gerçekliğinin icrasıdır.


* Bizi anlamaya çalışın; ancak bizi anlama işini lütfen fazla abartmayın
çünkü çok kolay anlaşılır erkekler.


* Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz,
yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin.
Temiz bir evden ziyade bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha
anlamlıdır.


* Ev işlerinden sonra yattığınız yerde sızıp kalıyor ve her türlü kur
çabasına yorgunum diyorsanız bu bizi bozar. Bir erkeğe temiz evden önce
temiz bir eş ve hatta sadece bir eş lazımdır. Temizlik bir temizlikçi
tarafından da yapılabilir ama bazı şeyler temizlikçi ile yapılmaz.
Yapılmamalı da. Bizi zorlamayın..!


* Aylarca süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, mutlaka bir doktora gidin.


* Size 'neyiniz var' diye sorduğumuzda, 'hiç bir şeyim yok! ! ! ' derseniz
size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa
doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin.


* Canım sıkılıyor hiç dışarı çıkmıyoruz hep evdeyiz farkındamısın diye
sormayın farkındayızdır. Sadece nereye gitmek istediğinizi söyleyin bizi
yormayın...


* 30 civarında ayakkabınız ve dolaplar dolusu elbiseniz varken bizi iflas
ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/11/2008 - SANAL SEKS

Sanal Seks…!
 
Teknolojinin gelişmesi ve birçok açıdan hayatımız için bulunmaz bir nimet olduğu bu dönemde, ne kadar acı ki, saçma sapan olaylar da yaşamamıza girmeye başladı…!
 
…”çağın hastalığı” demeyi çok isterdim ama kusura bakmayın söylemeyeceğim. Çünkü bence “çağın sapıklığı”
 
…evet cidden bir sapık eğilim…
 
…tamamen fantezilerden oluşan… tamamen gerçekle bağlantısı olmayan… tamamen içi boş… tamamen tetikleyici… tamamen kandırıcı… tamamen kendini sıfırlayıcı… tamamen kendini, karşısındaki kişiyi tatmin edecek bir “obje” haline getirici son derece çirkin bir durum.
 
Gerekçeleri herkese göre farklı:
 
… utangaçlıktan… sıkıntıdan… son dönemde yaşanan ruhsal sorunlardan… eşiyle işlerin yolunda gitmemesinden… aradığı gerçek mutluluğu bulamadığı için ne yaptığını bilememekten… başkalarına sorarsa ayıp olur diye düşünüp, merak ettiği soruların cevabını bulmak için yapılmış masum hata olmasından… önce merak edip başlayıp, sonra kendine hakim olamayarak devam ettiklerinden… kendi tipini beğenmeyip aşağılık kompleksi yaşadığı için, sanal ortamda birliktelik yaşarsa, kendisini daha iyi hissedeceğinden…vs…vs…vs…
 
HİÇ KUSURA BAKMAYIN…!  
RUHUNUZDA GELİŞMİŞ SAPIK EĞİLİMİ, BU VE BENZERİ BAHANELERLE MASKELEYEMEZSİNİZ…!


Sevgili okurlar… psikolojik süreçler açısından bakıldığında normal sınırlar dışına taşmış cinsel eğilimler, sapıklık olarak adlandırılır. Burada normalin ve normal olmayanın ne olduğu tartışacak değilim.
 
…ama psikoloji açısından kolaylaştırıcı formül şu:  
 
Yaptığınız/seçtiğiniz yöntem (konu ne olursa olsun) işinize yarıyorsa ve uzun vadede size ve içinde bulunduğunuz topluma zarar vermiyorsa, sizin için ortalama doğruyu temsil eder. Fakat yaptıklarınız/seçtikleriniz, başta size, sonra çevrenize ve çevrenizle kurduğunuz ilişkiye zarar veriyorsa, iyi seçilmiş bir tavır değildir.
 
Sanal seks, ilk etapta kişiyi (güya) doruklara çıkardığı ve karşılıklı kimseden kimseye zarar vermediği(!) için tercih ediliyor. Kadınlar ve erkekler, birbirlerini hiç tanımadan sanal ortamda rastgele buluyorlar ve bir süre sohbetten sonra başlıyorlar…
 
Eğitimli… eğitimsiz… evli… bekar… yaşlı… genç… fark etmiyor. Bir çoğu farklı bir kimliğe bürünüp kendi gerçek kişiliğini sakladığı için, ekran başında rahat rahat bir şeyler yaşıyorlar.
 
…saçmalık dediğim şey tam da burada başlıyor aslında… çünkü başlangıçta çok fazlasıyla işlerine gelen bu durum, zaman içinde psikolojilerinin bozulmasına neden oluyor. Yapılan davranış, kendi içinde düzenli ve dengeli bir formda olmadığı için, ilerleyen zamanla birlikte en hafifinden “suçluluk psikolojisi”ne neden oluyor.
 
Neden dersiniz…? Neden suçluluk psikolojisi…?
 
Çünkü ne kadar sanal olursa olsun, herkes bal gibi biliyor ki yaptığı şey yasak ilişki, zina veya adına ne derseniz deyin, illegal bir ilişkiden ötesi değil. Günlük yaşamında “namus timsali” edalarıyla dolaşan bu kişiler, kendi sanal alemlerinde ağızlarına bile almak istemedikleri kelimeleri kendilerine yakıştırdıklarının farkında. Bu nedenle bilinçaltı vicdan devreye giriyor ve “Sen ne yaptığının farkında mısın?” diyor. Üstelik muhatabının kim olduğunu bile bilmeden… Belki farkında olmadan en yakın arkadaşınızın eşiyle yapıyorsunuz bunu… belki kendi kızkardeşinizle…
 
Baba-kız sanal alemde seks yapıp, bir otelde buluşmak için randevulaştıklarında, birbirlerini görünce ne yapacaklarını şaşırıp depresyona girenlerin sayısında artışlar var sevgili okurlar…!
 

 
Oysa sağlıklı cinsel yaşamda, kişilerin muhataplarını görmesi ve onunla karşılıklı olması gerekir. Sanal ilişkiler, adı üzerine sanal olduğu için, doyum noktalarını da abartı yaşamanızı sağlıyor. Ve gerçek ilişkide, sanal alemde yaşanan tatmin yaşanmıyor. Böylece kişi, kendi elleriyle, kendi cinsel yaşamını tehlikeye atıyor. Uzun vadede kadında ve erkekte bir çok cinsel içerikli fonksiyonel sorunların yaşanmasına vesile oluyor.
 
Günlük yaşamı tehdit ediyor. Sanal alemde sanal ilişki yaşayan bekar gençler, evliliklerinde aradıkları potansiyeli yakalayamıyor. Evli olanlar, kendi eşlerini aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu, evlilik süreçlerine yansıtmaya başlıyorlar. Veya ekran karşısında tatmin olduktan sonra, eşiyle birlikte olmak istemiyor veya eşinin kendisi için yeterince çekici olmadığını düşünmeye başlıyor. Böylece evlilik yıkılma yönünde ilerliyor.
 

 
Tüm bunları atalım bir kenara… yukarıda anlattım… sanal ilişkinin ilerdeki cinsel yaşamınız için olumsuz etkileri var…
 
Diyelim ki YOK… diyelim ki sanal ilişkilerin hiçbir olumsuz etkisi yok…!
 
…yapalım mı…?
 
Kavram kargaşası yaşanan ülkemizde, tüm kavramların içi boşaltıldı maalesef sevgili okurlar…
 
Edep… haya… ar… namus… gibi kavramlar sadece bacak arasına hapsedildiği için böyle sapık eğilimli durumlar yaşıyoruz bence. Diyelim ki kızımız birebir bir erkekle cinsel içerikli şeyler yapmıyor… ama sanal alemde yapmadığı şey kalmıyor… biz şimdi içi boşalmış bir namus duygusuyla hareket edersek “Amannn… olsun… hiç olmazsa bekareti zarar görmüyor… ne varmış bunda… genç yapıversin…” diyerek yerimizde oturmaya devam etmeliyiz.
 
…ama namus denilen şeyin aslında insanın beyninde ve prensiplerinde olduğunu düşünürsek, kızımızın yaptığı işlerin son derece olumsuz olduğunu biliriz… ve yine biliriz ki ruhu bozulmuş… prensipleri oluşmamış… ar duygusu gelişmemiş… evet bekaret zarı yırtılmamış ama ar damarı kopmuş…!
 

 
Şimdi…!... son günlerde bol bol mail gönderen ve bu işi yaptığı için pişman olduğunu söyleyen; ama bir türlü de vazgeçemediğini hatırlatan genç arkadaşlar…!
 
Psikolojik bir bilgi olması açısından söylemeliyim ki; yaptığınız davranış cidden bir ruhsal bozukluk. En kısa zamanda tedavi olmalısınız. Gerçeğinden kaçarken ve gerçeğini bastırırken, içerde oluşmuş bir virüsle baş etmeyi öğrenmeniz gerekli. Kendi başınıza yapamıyorsanız bunu bir uzman aracılığıyla yapın. “-mış gibi” yaşamak, gerçekten koparak, sanalda varolmaya gayret etmek, psikolojik bir sorunun varlığına işaret eder. Ve yitirilen değerlerin…
 
İnsani bir bilgi olması açısından da söylemeliyim ki:
 
Allah (cc) yarattığı insanı gerçekten çok iyi tanıyor… bu ve benzeri durumlar için “haram” kavramını bizimle tanıştırıyor.
 
Ve diyor ki: “Haram çukurunun etrafında dolaşmayın…”
 
…dikkat edin… “Haram işlemeyin”  DEMİYOR…!
 
harama yaklaşmayın…! DİYOR…
 
Nasıl başlamıştı…! Meraktan değil mi…?
 
O zaman meraklarınızı bile doğru düzgün meselelerden seçin…! “Sanal alemde seks nasıl oluyormuş?” diye bir merak aklınıza nerden geliyor, bir düşünün…! kendinizi bu gibi duygularınıza karşı koruyun… kendinizi kendinizden bile koruyun… kendinizi nefsinizin sizi harama götürecek meraklarından koruyun… kendi nefsine zulmeden zalimlerden olmamaya özen gösterin… kendi sınırlarınızı belirlemeye çalışın… sınırlarınızı zorlayacak veya sizi yanlışlık yaptığınız duygusuna götürecek faaliyetlerden uzak durmaya çalışın…
 
Çünkü insan bir kez bulaşınca, kendisini oradan kurtarması zorlaşıyor. En baştan sapmamaya gayret edin. Oturup kendinizi suçlamak yerine, dürtülerinizin aksine kürek çevirin yeter…
 
…dürtü bu… doyurulmak ister… ama siz onu neyle doyurursanız onunla doyar… cinsel dürtüleriniz geldiğinde, çalışarak, bilimle, sanatla, edebiyatla uğraşarak da onu doyurabilirsiniz. Oturup vücudunuzun sadece  alt kısımlarına kafanızı takarsanız kurtulmanız elbette mümkün olmaz.
 
Üstelik yaptığınızın sizi huzursuz ettiğini, sizi kendinizden nefret eder bir hale getirdiğini biliyorsunuz… tam da bu zor duygunun içinde yaşıyorsunuz… yapmanız gereken tek şey kendinize güvenmek… ve karar vermek… yapmayacağım diye kendinize söz vermek…
 
Belki kısa bir süre, birkaç gün, birkaç hafta zorlanabilirsiniz… dürtüleriniz sizinle savaşabilir… ama prensip sahibi ve iç denetim mekanizması güçlü kişiler olmak için biraz da uğraşmanız gerekiyor…
 
…lütfen unutmayın… o alemlere dalarken de uğraşmıştınız… o zaman da yüzünüz kızarıyordu… hık mık yapıyordunuz ama vazgeçmediniz… devam ettiniz…
 
…neden düzeltmek ve kendinize kendinizi yeniden hediye etmek için de aynı şekilde uğraşmayasınız…??
 
Sevgiyle kalın…
 
Mehtap Kayaoğlu
Psikolog & Psikoterapist
02.04.2006 
Haber 7'den alınmıştır.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/7/2007 - Fakir bir aile.

 

FAKİR BİR AİLE
İstanbul’un gecekondu mahallesinde bir ilköğretim okulu. Çocuklarına son derece bağlı, sevgi dolu bir öğretmen. Küçük Hakkı fena hâlde dayak yemiş bir vaziyette okula gelir.

Sevinç öğretmen şaşkın ve üzgün:
- Oğlum, evlâdım, ne oldu sana?
 

Hakkı ağlamaklı:
- Öğretmenim biz fakir bir aileyiz. Bir göz odada yer, içer, yatar kalkarız.
 

- Oğlum fakir olmak ayıp değil, sil bakiim yüzünü, anlat bana, seni kim dövdü?
 

- Öğretmenim, dün gece, gece yarısı, ben kardeşimle aynı yatakta yatarken, babam sordu:
- Oğlum, uyuyor musun ?
Ben de cevap verdim.
- Uyumuyorum babacığım! diye. Babam beni dövdü.
 

- Bak evlâdım, babalar bazen yorgun olur, üzgün olur, yani bazen böyle şeyler olabilir. Sen sakın üzme kendini. Hadi gel bakalım sınıfa, şimdi senin de çok sevdiğin, bilmeceli matematik yapacağız.
 

Aradan tam yirmi dört gün (?) geçer, küçük Hakkı yine fena hâlde dayak yemiş okula gelir. Nerdeyse göz elde! Öğretmen perişan:
- Aman oğlum, bu ne hâl?... Ne oldu sana?
 

- Öğretmenim biz fakir bir aileyiz.
 

- Oğlum geç bunları geç. Fakir olmak ayıp değil, sana ne oldu?
 

- Öğretmenim dün gece yarısı babam sordu:
- Oğlum uyuyor musun?
- Hiç cevap vermedim.
 

- Afferin benim akıllı oğlum...
 

- Tekrar sordu “Uyuyor musun?” diye. Yine cevap vermedim.

  Derken babamdan garip boğuk bir ses:
- Karıcığım geliyor musun ?
  Annemde yine öyle acaip bir ses:
- Eveet... geli.yoruum.
Dayanamadım ben de bağırdım:
- Beni bırakıp nereye gidiyorsunuuuuz !!!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

güzellikleri paylaşmak için

Kategoriler

Arkadaşlarım

tuananurbanu
banucagri
turanca2
ilkercelik9
allahinadiyla
Myspace Backgrounds